
Merhaba arkadaşlar. Bu hafta pazarlama danışmanı Serdar beyle bi sohbet gerçekleştirdik. Çok zevkli bir sohbet oldu doğrusu. Serdar beyin internet mecrası çok eskilere dayanıyor ve ülkemizde ilklerden diyebileceğimiz internet şirketlerinde çalışmış. Şuan bu bilgi birikimini destek talep eden kurumlara sunmaktadır.
1-Merhaba Serdar Bey öncelikle teknokalem.com okuyucuları sizleri daha yakından tanımaları için kendinizden bahsedebilir misiniz?
İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme Mühendisliği bölümünden 1989 yılında mezun oldum. PEG A.Ş. ve Alboy A.Ş.’deki çalışmalarımdan sonra 1996 yılından itibaren, Internet sektöründe Superonline, Turk.Net, Doğan Online, İxir ve DorukNet gibi Türkiye'nin önde gelen kuruluşlarında çalışma fırsatı buldum.Bu kurumlarda geçirdiğim 10 yılı aşkın süre, benim Internet iş dünyasında çok değerli bir tecrübeye sahip olmamı sağladı. Bu süre içerisinde ayrıca hep şunu gözlemledim; ülkemizdeki bir çok kurum, Internet'te iş yapmak için yeterli tecrübe ve birikime sahip değildi, Internet'te pazarlama ise, hemen hemen hiç anlaşılamamış bir konuydu. İşte bu nedenle, Internet'te pazarlama alanındaki tecrübelerimi paylaşmak ve bu alanda servisler sunmak için 2006 yılının Eylül ayında Markethink markasını oluşturdum. Amacım, özellikle Internet'te pazarlama alanında desteğe ihtiyaç duyan kurumlara profesyonel, yüksek kalitede hizmetler sunmak.

2. Şu bir gerçek ki Google arama motorlarının ve internet pazarlama alanında yerini sabitlemiş ve pazarda tekelleşmiş durumdadır. Birçok üreticinin ücretsiz sunduğu ürünleri Google birçok ürününde olduğu gibi ücretsiz sunmakta ve ücretli sunduğu pazarlama ürünlerine potansiyel oluşturmaktadır. Bu noktada sizce bir haksız rekabet yok mudur? Google’un bu pazarda tekelleşmesinin ne gibi zararları olabilir.
Hangi sektörde olursa olsun, tekelleşmenin tüketiciye zararı olacağı açık. Google’ın Internet reklamcılığı alanındaki şu andaki “fiili” tekelinin, şu an için tüketici ve kullanıcılara direkt bir zararı yok. Ancak, reklam mecralarının, kendi reklam alanlarını Google aracılığı ile satarken (AdSense sistemi), alternatif bir değerlendirme kanalı bulamamaları açısından belirli bir sıkıntı olabileceğini düşünüyorum. Çünkü şu anda kendi reklam alanlarını sadece Google kanalı ile satabilen mecralar, başka alternatif aracılar olması durumunda belki daha yüksek fiyattan değerlendirme gerçekleştirebilirlerdi. Ancak, bir de şöyle düşünmek lazım, eğer Google olmasaydı, bu mecralar reklam alanlarını hiç de satamayabilirlerdi. Google’ın gelişmiş teknolojisi ve global erişimi sayesinde, bir çok Internet reklam mecrası, normalde satamayacakları alanları satabilmekteler şu anda. Bence, Google’ın bu sektöre şu an itibarıyla büyük bir katkısı var. Diğer reklam sistemlerinin Google’a bakarak “acaba biz neyi eksik yapıyoruz” diyerek, eksiklerini gidermeye çalışmaları gerekmekte. Google’ın tekel olması biraz da rakiplerinin beceriksizliğinden kaynaklanmakta bence. Google’ı suçlayacağımıza, alternatif olarak başarılı örneklerin artmasını sağlamaya çalışmak lazım.
3-Blog yazarlığı Türkiye’de hız kazanmış durumda. Bunun yanında kurumsal bloglarda yaygınlaşmaya başladı. Kurumsal bloglar sizce ne şekilde işlenmeli ve firmalara ne gibi katkıları olabilir.

Kurumsal bloglar, çok ince bir çizgi üzerindeler bence. Bir taraftan kuruma katkı sağlayabilme potansiyelleri var, diğer yandan, yapılacak bir yanlışın da faturası çok ağır olabilir. Bloglar, kurumların müşterilerine ve/veya bireylere daha samimi şekilde ulaşabilmelerini sağlayabilir. Blogların en önemli özelliği, etkileşimli olmaları, böylece de müşteri veya bloğunuzu kimler okuyorsa, onların fikirlerini değerlendirebilme şansınız var. Örneğin, geliştirmekte olduğunuz bir ürün, daha piyasaya çıkmadan potansiyel kullanıcıların görüşlerini samimi şekilde alabilirsiniz.
Her ne olursa olsun, kurumlar için bloglar geleneksel pazarlama iletişiminden farklı bir yaklaşımını gerektirmekteler. Karşınızdakilerin fikirlerini dinleyen, cevaplaya, çözüm sunan ve ilham alan bir ortam olması gerekmekte. Blog samimiyetinin hissedilmesi gerekmekte. Eğer kurumsal blogunuz, statik ve bürokrasileri aşamayan bir yer olacaksa, hiç olmaması belki de daha iyi olabilir. Kurum blogları, yetkili ve bilgili insanların aktif olarak katılım gerçekleştirdikleri bir ortam olmalı, yoksa sadece haber yayınlamak için açılan bir blog, gerçek anlamda fayda sağlamayacaktır.
4- Türkiye’de birçok kobi internet pazarlamanın nimetlerinden faydalanmaya başladılar. Fakat daha bırakın internet pazarlamayı kullanmayı daha web sitesi bile olmayan güçlü kobiler bulunmakta, acaba online pazarlama mecrası kendisini iyimi pazarlayamıyormu J sorun sizce neyden kaynaklanıyor. Bu tür işletmelere ne önerirsiniz ne şekilde online pazarlama mecrasına giriş yapmalılar.
Online pazarlama maalesef anlaşılması güç bir konu. Dolayısıyla, daha geleneksel pazarlamayı bile tam olarak kullanamayan kurumlarımız, çevrimiçi pazarlamaya yaklaşmaktan korkuyorlar. Bunu doğal karşılıyorum. Ancak burada şunu unutmamak lazım, çevrimiçi pazarlama geleneksel pazarlamaya oranla çok daha etkin pazarlama yapma imkanı sağlamakta. Küçük bütçelerle ve dünya çapında tanıtım çalışması yapmanız mümkün. Bunu geleneksel pazarlama mecralarında gerçekleştirmek mümkün değil. Internet’te her ölçekteki şirket imkânları ölçüsünde tanıtım gerçekleştirebilir. Bunun için, öncelikle bu konuyla ilgilenmek lazım, yani vizyon olarak bu konuya değer vermek lazım. Sonrası zaten kendiliğinden geliyor, eğer becerebiliyorsanız kendiniz bu çalışmayı yaparsınız, yapamıyorsanız da bir profesyonelden yardım istersiniz. Öncelikle inanmak ve denemek lazım. Gelecekte Internet’te pazarlamayı iyi yapan kurumlar, rakiplerine önemli fark atacaklar. Bence birçok kurum için şu andaki en önemli rekabet avantajını Internet’te pazarlama sunmakta, eğer kullanabilirseniz.
5- Online pazarlama ürünü diyince şüphesiz akla ilk gelen google adwords. İlerleyen yıllarda sizce google adwords a alternatif ürünler gelişecek mi?
Şüphesiz Google’a rakip ürünler ortaya çıkacak, çünkü pasta çok büyük. Gelecekte de bu pastanın logaritmik olarak büyüyeceği biliniyor. Televizyon gibi geleneksel diye adlandırdığımız bir çok mecra, kısa süre sonra online pazarlamanın içinde olacak, işte o zaman pazarın ne hale geleceğini düşünebilirsiniz her halde.
6- Şuana kadar yaptığınız projeler içirisinden sizi en çok heyecanlandıranı bizimle paylaşabilir misiniz?
İnanır mısınız, yaptığım bütün projeler beni çok heyecanlandırıyor. Çünkü birçok projemde, daha önce hemen hemen hiç pazarlama yapmamış kurumların, pazarlamaya adım attırıyorum. Onların büyümesini görmek benim için çok büyük bir sevinç ve profesyonel tatmin kaynağı oluyor.
7- Web sitenizin reklamlarında “ reklam yapmayın satın” sloganını gördüm. Bu çok dikkat çekici ve iddaalı bir slogan. Bu slogan nasıl oluştu doğrusu merak ettik. İnternet pazarlamanın diğer mecralara göre daha verimli dönüşünün olmasının etkisi var mı acaba.
Bu sloganın en önemli hedefi, Internet’te reklam yapmanın etkinliğini ortaya koymak. Başka hiçbir mecrada gerçekleştiremediğiniz verimlilikteki kampanyaları Internet’te gerçekleştirebilirsiniz. Ben kendi yönettiğim Internet kampanyalarında öncelikle satışı hedefliyorum. Tabii ki bunun için ürünün Internet’ten satışının olabilmesi gerekmekte. Öncelikli hedefimiz, hemen bugün satışları arttırmak, günümüz rekabet ortamında uzun vadeli planlara kurumların tahammülü kalmadı artık.
Serdar Öner' e röportaj için vakit ayırdığı için teşekkür ediyoruz ...
Kişisel Blog: serdaroner.blogspot.com/






