
Merhaba teknokalem okurları. Yine güzel bir röportajla sizlerleyiz. Bu hafta sizler için, geçimini blog yazarak sağlayan blogger, Mert ERKAL ile röportaj gerçekleştirdik. Mert bey İstanbul’da kendi firmasının kuruluş arifesinde bize vakit ayırmasından dolayı kendisine teşekkürü bir borç bilirim. Röportajımız doğal olarak bloglar üzerine yoğunlaştı. Umarım zevkle okuyacağınız bir yazı olmuştur. Vakit ayırıp okuyan ve röportaja yorumda bulunan tüm arkadaşlara teşekkür ederim.
1-Merhaba Mert bey. Öncelikle bize kendinizden bahsedebilirimsiniz. Mert Erkal kimdir. Kariyeri nasıl şekillenmiştir bize bunlardan bahsedebilir misiniz?
1974 Istanbul doğumluyum. İTÜ Gemi İnşaatı fakültesinden 1996 yılında mezun oldum. Askerliğimi bitirir bitirmez 1998 yılında Maersk Line konteyner taşımacılık şirketinin Pazarlama bölümünde çalışma hayatıma başladım. 10 sene aynı şirkette çalıştıktan sonra kendi yoluma gitmek için profesyonel blog yazarlığı yapmaya başladım.
Blog yazmaya Problogger.net blogunu keşfederek başladım. Darren Rowse isimli Avustralyalı bir blogcu tarafından yönetilen bu blogun senede ortalama 1 milyon dolar gelir getirdiğini öğrendiğim an, benim gözümde bloglar hatıra ya da anı defteri olma özelliğinden çıkıp, ticari birer işletme haline dönüştüler. Öte yandan her ay yüklü miktarda parayı konut kredisi geri ödemesi olarak bankaya yatırıyor olmak, acil para ihtiyacımı had safhaya ulaştırdı. Konut kredimin bir kısmını blog yazarak karşılayabilir miyim düşüncesi ile blog yazmaya 2006 yılının Aralık ayında başladım.

2- Mert bey bize kurumsal blog kavramını açıklayabilir misiniz? Sizce online pazarlama öncelikleri arasında kıyaslayacak olursak kurumsal blogların yeri hakkında ne söylenebilir.
Kurumsal blogun kişisel bir blogdan en önemli farkı kurumsal blogların kişisel olmak yerine kurumsal kültürü, kuruma ait güncel gelişmeleri, ürün ve kampanya duyurularını yansıtan bloglar olmalarıdır. Aynı zamanda kurum içinde çalışan yazar kadroları ile tüketicilere kurumun insani yönünü sergilerler. Kurumsal bloglar tek yönlü iletişim kanalı olan kurumsal web sitelerine yeni bir soluk getirmişlerdir. Kurumsal bloglar kurumların müşterileri ile en sıcak şekilde diyaloğa girmelerini sağlarlar. Kurumsal bloglar online pazarlama öncelikleri açısından vazgeçilmez öneme sahiptir.
3- Firmaların çoğu profesyonel birisine danışmadan bloglarını hazırlayıp devam ettirebiliyorlar. Sizce uzman bir kişiye başvurmadan firmanın kendi bünyesi dâhilinde bu kısmı yürütmesinin sizce ne gibi zararları olabilir.
Bu konuda hem iyi hem de kötü örneklerle sıkça karşılaşıyoruz. Kurumsal blogların başarılı olabilmesi için asgari bazı kriterleri karşılamaları gerek. Bunun için yazar kadrolarına blog yazarlığı ile ilgili profesyonel bir eğitim vermelerini tavsiye ediyorum. Aksi takdirde kaş yaparken göz çıkarmak, müşteri yorumlarında gereksiz polemiklere girmek,blogu kurumsal kültür yerine kişisel şov amaçlı kullanmak gibi sakıncalar doğabilir.
4- Birçok öğrenci ve genç arkadaşlar reklam ürünleri ile içeriklerinden kazanç elde etmek için blog tutuyor. Günümüzde çokça örneği görülmekte, yabancı dilde başarı sağlamış bir bloğu Türkçe’ye çevirerek yayınlamak işi profesyonellikle değerlendirecek olursak ne düşünürsünüz bu konuda.
Türkçe içerikli bloglar konusunda henüz yeterince doyuma ulaşmış değiliz. Pek çok alanda ciddi Türkçe blog açığımız var. Yurtdışında başarılı olmuş bir blogu bire bir Türkiye’ye uyarlamaktansa, o konu ile ilgili Türkçe blog açığı varsa onu tamamlayıcı bloglar açılmasını tavsiye ederim. Profesyonel blog yazarlığı da nihayetinde kişisel görüşlerden yola çıkarak yapılmaktadır. Yurtdışında başarılı olan bir blogu Türkçe ye çevirip burada pazarlamak müslüman mahallesinde salyangoz satmaya dönüşebilir bir süre sonra.

5- Yurt dışı ile kıyaslayacak olursak sizce Türkiye’de profesyonel blogculuk ne durumda gelecekte ne gibi değişmeler olabilir.
Henüz yolun çok başındayız. Ancak geçtiğimiz sene ilkini düzenlediğimiz Mert’in Blog Akademisi ile ileride çok başarılı olacak profesyonel blog yazarı arkadaşlar yetiştirmeye başladık. Elbette gelişme biraz da firmaların blog yazarlarını daha ciddiye almasıyla paralel ilerleyecektir. Bu konuda da güzel gelişmeler var. Özellikle 2009 senesi firmaların sosyal medya yı ve blogları keşfettiği yıl olarak göze çarpıyor. Kriz dönemi firmaları Adwords gibi pahalı reklam araçlarından bloglara ve sosyal medya ya yöneltecektir diye tahmin ediyorum. En azından biz bu yönde ciddi bir hazırlık içindeyiz : )
6- Blogların seo anlamında siteleri faydası ne olabilir bunun hakkında ne söylemek istersiniz acaba.
Google mühendislerinden Matt Cutts şiddetle WordPress blogunu tavsiye etmekte. Özellikle WordPress bloglar sık güncellenmeleri ve SEO eklentileri ile arama motorları ile neredeyse yüzde yüze yakın uyumlu platformlardır. Bir sub domain olarak kurumsal web sitesine blog eklendiğinde bu kuruma ait sitenin SEO suna da olumlu katkı yapmakta
7- Rastlantımıdır bilemiyorum ama şuana kadar internet alanında başarı sağlamış kişilerle görüşmelerime dayanarak söylüyorum çoğu farklı alanlardan bu yöne kaydığını görmekteyim.
Önce makine mühendisidir daha sonra internet sektörüne girmiş yada sizin gibi Gemi İnşaatı Fakültesi’nden mezun olup bu alana giren :) kişiler var. Bu konuda neler söylemek istersiniz.
Türkiye bağlamında konuşuyorsak eğitim sistemimizin çarpıklığından bahsedebiliriz. Örneğin ben üniversite sınavında bilgisayar mühendisliği yazmıştım, ancak aldığım puan yetmeyince “bir yere kapak atalım da ne olursa olsun” mantığından hareketle Gemi İnşa Mühendisliğine girmiştim. Biraz da kişisel gelişme, ne istediğini bilme ile de alakalı sanırım. 10 sene çalıştığım işyerinde çok da mutlu değildim ve yaratıcılığımı kullanamıyordum. Daha özgür olarak kendimi ifade edebileceğim bir alan olarak internet mecrasını gördüm ve bu uğurda çok emek sarf ettim.
8- Kimi arkadaşlar benim bi konuda uzmanlığım yok ne yazabilirim ki bloğuma demektedir. Sizce herkes blog tutabilir mi? Bu tarz arkadaşlar için ne tavsiye edersiniz.
Bence yazmayı seven herkes bir blog tutabilir. Sadece kişisel notlarını, duygu ve düşüncelerini dahi paylaşabilirler. Türkiye gibi gündemi çok yoğun, gelişmekte olan bir ülkede hem yazacak malzeme bol, hem de içerik açığı yoğun. Dolayısıyla ne kadar çok farklı blog ve blog yazarı olursa Türk blog camiası da o kadar renkli hale gelecektir. Herkes bu işi para kazanmak için yapmak durumunda da değil. Geleceğe bir miras olarak bakabilirsiniz. Örneğin yeğenimin annesi hamileliğinden bugüne kadar (yeğenim 3 yaşında) yeğenim için bir blog tuttu. Yeğenim büyüdüğünde blogu okuyup anne ve babasının onun için ne türlü fedakarlıklara katlandığını görebilir. Bence harika bir şey bu....
9- Kişisel blog tutmanın da bir çok faydalarını duyduk. Bunu birde sizden duymak isteriz sizce kişisel blog tutmanın kişiye gibi faydaları olabilir.
Ben blog yazarlığını bir kişisel gelişim aracı olarak görüyorum. Öncelikle blog yazmaya başladıktan bir süre sonra belli bir okuyucu kitleniz oluyor ve kendinizi onlara karşı sorumlu hissediyorsunuz. Bu da yazacağınız yazıları en az 10 kere düşünmenize, yazarken doğruluğunu teyit etmek için farklı sitelere göz atmanıza, okuyucularınızla diyaloga girmenize yol açıyor. Tüm bunlar da çemberin dışına çıkarak olaylara farklı bakış açıları ile yaklaşmanızı sağlıyor.







teşekkürler röportaj için, güzel olmuş. 